Bulgar Komitacılarının 1877-78 Osmanlı-Rus Harbi’nde Türkler’e Yaptıkları

2311
  • 48
    Shares

Osmanlı’da terör deyince eminim birçoğumuzun aklına Ermeni terör örgütleri gelmektedir. Fakat Osmanlı’ya en çok zararı açan terör grubu Bulgar komitacılarıdır.

O dönemde henüz literatürde “terör” adında bir kavram yoktu. Ancak günümüzdeki terör sözünü o dönemde eşkiyalık, komitacılık, komitecilik, fesad komiteleri gibi kavramlar karşılamaktaydı.

Günümüzde Kazım Karabekir Paşa’nın hatıratlarından Ermeniler’in yaptıkları vahşetleri biliyoruz. Fakat Zağra Müftüsü Hüseyin Raci Efendi’nin hatıratlarından Bulgarlar’ın yaptıkları vahşeti birçoğumuz bilmemekteyiz.

Ermeniler’in Türkler’e yaptıkları vahşet hakkında General Harbord’un Amerika’ya sunduğu raporu biliyoruz. Fakat 93 Harbi’nde Osmanlı Parlementosu’nun Rus kazaklarıyla Bulgar komitacılarının yaptıkları zulmü anlatan konsolosluk ve askeri raporlardan oluşan “Mavi Kitap’ı” İngiliz Parlementosu’na sunduğunu veya İngiliz Konsolos Blunt’un adeta Türk kanı damlayan telgraflarını bilmemekteyiz.

Bulgarlar’dan ziyade Ermeniler’in bu kadar bilinmesindeki en büyük etken sözde Ermeni sorununun ülkeler arasında siyasi arenada bir silah haline gelmesidir.

Az sonra paylaşacağım hatıratlar kesinlikle bir düşmanlık ülküsü içermemektedir. Lakin atalarımıza yapılan bu zulmü kesinlikle unutmamamız da gerekir.

Bulgar çete hareketleri 1877’den önce komite teşkiliydi. Buna rağmen çeşitli sebeplerden ötürü (bu sebepleri tezimde geniş şekilde belirttim) münferit hareketler denebilecek kadar azdı.

Bu durum Rusların gelişi ile değişti. Çetecilik hareketleri başkaldırıdan çok vahşet haline geldi. Bütün Bulgar komitacıları adeta birer katile dönüştü. Dönemin çağdaşı olan ve yapılan zulme şahit olan Hüseyin Raci Efendi’nin acı dolu hatıratlarından birkaç bölüm;

“Kızanlık’ta yakaladıkları Türk gencine – “Siz cepken giymeyi seversiniz.” diye delikanlıların kollarını ve pazularını cepken gibi yüzdüler! -“Artık yoruldun, bir sigara iç diyerek, tenasül aletini kesip ağzına soktular!”


“İçki meclislerine bir sürü müslümanı kolları bağlı şekilde getirip; -“Hangisi semiz!” diye koyun yoklar gibi, hakaret ile her tarafını sıkıp yokladıktan sonra koldan ve buttan külbastılık kestiler.”

“Diri diri şişlere saplayıp ateşte kebap ettiler! AteşIere attılar. Sütçü’nün Hafızı denmekte olan ulemadan ve müderrislerden bir zatın göğsünde ateş yakıp öldürdüler.”

“Yakaladıkları bakire kızlarımızı ve genç kadınlarımızı çıplak ve perişan halde sokaklarda dolaştırdıktan sonra birçok alçak, kızlarımıza tecavüz ederek ölüm derecesine getirdikten sonra tenasül organlarına kazık sokup öldürdüler.”

“Müflis Köyü papazı, taassubunun şiddetine bakmalı ki, genç bir kadının göğüslerini keserek kanıyla ellerini yıkadı. Şıpka civarında orman içinde oniki müslümanı ateşe vererek öldürdüler. Birtakım aileleri ise kapılarını çivileyerek, evleriyle birlikte yaktılar.”

“Yukarı Sarıhanlı köyünden yüz altmış kişiyi: “Buraya bir İslam mezarlığı yapacağız!” diyerek hepsini öldürüp oraya gömdüler. Oğlan Hızır adlı köyde bir kuyuda yetmiş beş cenaze bulunup çıkarılmıştır. Diğer bir kuyuda ise otuz beş cenaze çıkarılmıştır.”

“Masum çocuklar annelerine yastık yapılarak anneleriyle beraber katledildi. Bunlardan iki çocuğu ile birlikte öldürülen bir kadının altı yaşındaki bir kız çocuğu fırın içine saklanarak kurtulmuş, dört yaşındaki öteki kız çocuğu ise başından yaralı olarak bırakılmıştır. Masumcuk aklı başına geldiğinde kalkarak, annesini yaşıyor zannıyla ibrikçiğiyle su götürüp: -” İç ana!…” diye ağzına su akıtmaya çalışmıştır..!”

“Karlova’da bir Bulgar papazının ayin yapılan günde, bir demet gül çıkararak, cemaate hitaben: -“Bu güller müslüman çocuklarının kanlarıyla sulanmış kilise bahçesindeki kırmızı güllerdir.”demiştir.

Bunlar Raci Efendi’nin bahsettiği vahşetlerden birkaçıdır. O döneme ait vahşetler bazı yabancı konsoloslar, yabancı gazeteciler ve Osmanlı Asker-i Erkanı’nın telgrafnameleri ve raporları şeklinde tarihe kayıt düşmüştür. Ancak bu kayıtlar Hüseyin Raci Efendi’nin de söylediği gibi; “yazılanlar, yapılanların yüzde onu bile değil!”.


  • 48
    Shares