Size Zorba’lıkla Dans Etmeyi Öğreteceğim!

946
  •  
  •  
  •  
  •   

Bu seride Kazancakis’in “Zorba” romanından pasajlar yayınlıyoruz;

Türkçe’de ilk baskının kapağı:

Zorba, gençliğinde komitacılık yaparken bir Bulgar köyünde işlediği cinayeti ve sonra yaşadıklarını anlatıyor.

Zorba, cehenneme gidecek olursa, nedeninin zamanında Selanik’te bir kadının arzusunu yerine getirmemesi olduğunu düşünüyor:

Zorba romanındaki karakterlerden yaşlı madam Ortans, eski şaşaalı günlerinde hayatına giren Ali Bey ve Süleyman Paşa’yı özlemle anıyor:

Zorba, romanın bir yerinde, çocukluğunda kendisine Tanrı ve insanları sevmekle ilgili öğüt veren ermiş yaşlı Hüseyin Ağa’dan bahseder:

Zorba, çetecilik yaparken Bulgar çetesi ablukası altında yaptıkları Kleftiko’yu (kuyu kebabı) anlatıyor. Korku, ölüm ve yemek üzerine:

Zorba’nın ağzından “Eski Yunanlılar soyundan gelir” dediği babasını ve babasının tütün ile ilişkisi:

Zorba, Makedonya Dağları’nda komitacılık yaptığı yıllardan kalan izleri gösterir…

Zorba santur çalar. Ama santur onun için bir müzik aleti değil, sevdadır adeta. Santur çalmayı da Selanik’te Recep Efendi’den öğrenir.

Zorba önce milliyetçi bir çeteciyken yaptıklarını sonra yaşlandıkça erdiği gerçeği anlatır. Zorba’nın hayatı 20.yy başı Balkanlar tarihidir.

Zorba, Yunanistan Makedonyası’nda (Selanik vilayeti) seyyar satıcılık yaparken Girit Ayaklanmasına nasıl katıldığını şöyle anlatır:

Zorba, Girit Ayaklanması’nda müslümanlara yaptıkları ve gençliğindeki canavarlığıyla yüzleşir.

Giritliler ve Eski Yunanistanlılar arasında farklardan sadece biri:

Zorba, kendi gibi çetecilerin Girit’te yaptığı kötülüklerin özgürlük getirmesine takmış, kötülükten güzellik çıkmasına akıl sır erdiremiyor:

Zorba’nın anlatımıyla, Ortodoksların kutsal mekanı Aynaroz’da (Halkidiki) tanıdığı Sakızlı keşişin kendi içindeki kötülükle mücadelesi:

Zorba, yaşlılığında tanıdığı kadına, kadının en gözde zamanlarını, yani Girit ayaklanmasında adaya gelen donanmalar zamanını hatırlatır:

Zorba “vatansever” bir Yunan komitacısı iken bir Bulgar köyünde yaşadıklarını anlatır. Yılların getirdiği pişmanlıkla birlikte…

Zorba filminin Yunanca posteri:

Zorba, dedesinin hacılığa gidip döndüğünde, “bana kutsal haç getirmedin mi” diye hayıflanan arkadaşına oynadığı oyunu anlatıyor:

Zorba, gece Girit sahilinde otururlarken birden hüzünlü bir Türkçe türküye başlar “İki keklik bir tepede ötüyor”

Zorba, Ayanaroz’daki ortodoks manastırlarında “takılırken” tanıdığı Sakız adalı keşiş ve onun içindeki şeytandan bahseder…

Zorba, Girit’te bir deniz kıyısında, bir sabah uyandığında karşılaştığı baharı hissedince bir çocuk gibi şaşırır!

Bir zamanlar gururlu bir milliyetçi olan ve bu uğurda silaha sarılıp canlar alan Zorba, gururdan kurtuluşunu keskin bir örnekle anlatır.

Zorba, dini mucizeleri kullanarak nasıl müşteri kapılır anlatıyor. Bu arada kilise Kazancakis’i aforoz etmiş ve cenazesini kabul etmemişti.

Zorba dans eder, çünkü duygularını başka türlü ifade etmeyi bilmez. Başka türlü ifade edilen duyguları da anlayamaz.

Ve Zorba’nın ölümü. Gerçek bir Balkanlı gibi yaşayıp, gerçek bir Balkanlı gibi, Balkanlar’ın ortasında ölmek..

Zorba romanı; çok şey görmüş-yaşamış halk adamı Zorba ile kitaplar içinde yaşayan, teorisi zehir gibi bir “okumuş adam” olan patronu arasındaki ilişki üzerine kuruludur. Zorba bu “okumuş adamdan” çok şey öğrenmek ister; ama cevaplar onda değil halk adamında, yani kendindedir.

Zorba’nın hikayesine dansla başladık dansla bitirelim. Film çekiminden 31yıl sonra başrol Anthony Quinn ve besteci Theodorakis;


  •  
  •  
  •  
  •